GÜNLÜK – 12/09/2020

      Yorum yok GÜNLÜK – 12/09/2020

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

GÜNLÜK – 12/09/2020
GÜNLÜK – 12/09/2020

“E hadi gelsene” diye seslendiğinde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Gecenin karanlığında dahi o parıltıyı görebiliyordum. Bikinisinin üstünü kenara fırlatıp atmış, göğüslerini sağ koluyla kapatıp seslenmişti bana. Güldüm. Kırmızı kamp koltuğumdan kalktım. Üzerimdeki tshirtü çıkarttım. Helen ise birkaç adım atıp çoktan kendini denizin serin sularına bırakmıştı. “Buna bayılıyorum” diye seslendiğinde pembe bikinisinin altını kıyıya fırlatmıştı. “Böyle mi yazacaksın yetiskinlerehikayer nokta blogspot nokta kom a… Helen kendini suya bırakırken ben onu seyrettim önce” diye güldü. “hadi gel… su çok güzel” diye devam etti gülerek. Kıyıya kadar yürüdüm. “hadi çıkar şortunu. Merak etme gördüklerimi kimseye söylemem” diye güldü. Şortumu bir çırpıda sıyırdım. “Oldukça masum görünüyorsun, hiç de hikayelerinde anlattığın gibi değilsin” diye kikirdedi. Biraz girip suya bıraktım kendimi. Çıplak yüzmek keyifliydi gerçekten. Hele de denizin ortasında seni bekleyen, kumral, 1.80 boyunda, çıkık kalçaları, dolgun dudakları, ele avuca sığmaz büyüklükte göğüsleri ve herşeyden önemlisi neşesiyle seni bekleyen bir fıstık olunca.

Ona doğru yüzdüm. Biraz su attık birbirimize denizin içinde. Su ile oynadık. Sonra birden yakınlaşıp öpüşmeye başladık. Belinden yakaladığımda bacaklarını direk belime doladı. “Galiba karanlıkta fark etmemişim…” diye gülümsedi kalçalarından kavrayıp kadınlığını aletimin üzerine denk getirdiğimde. “Bu çok zevkli” diye mırıldandı. “Çırıl çıplak, soğuk deniz suyu ve sen ateş gibisin” diye kikirdedi. Dudaklarından boynuna ve oradan da degajesine doğru kaydırdım dudaklarımı. Belinden hafifçe yukarı kaldırınca göğüsleri suyun üzerine çıktı. Usulca sol göğüs ucuna uzattım dudaklarımı. Hafifçe ısırdım önce. Leblebi büyüklüğündeydiler çoktan kahverengi göğüs uçları. Kalçasındaki sağ elimi sudan çıkarıp gösüne uzatıp hafif hafif okşamaya başladım dilim diğer göğüs ucunu yalayıp, küçük küçük somururken. Sonra onu yavaşça geriye doğru kaydırdım suyun üzerinde. Kadınlığı tam başımın hizasına geldiğinde kilitorisine dokundum dilimle. Sonra da biraz daha aşağıya uzanıp kadınlığının tadına baktım. Denizin tuzlu tadına rağmen yoğunluğunu hisssedebilmiştim kadınlığında.

Kendini bir anda kasınca başı suya gömülmüş ve su yutmuş olmalı ki öksürerek doğruldu. “Delisin sen…” diye öksürdü birkaç kez daha. “Biraz daha devam etsen boğulacaktım” diye güldü ve bana doğru uzandı. “O sıcak demir çubuğu içimde istiyorum artık” diye mırıldanıp dudaklarıma yapıştığında yavaşça yine bacaklarını belime dolamıştı. Suyun kaldırma kuvveti işimi kolaylaştırıyordu. Aletimin başını kadınlığından içeriye ittirmeye gerek bile kalmadan Helen kendi kendine yaslanıp almaya başladı içine derin bir oh çekere. “Helen buna bayıldı” diye inledi hafifçe. “Yavaş ve keyfini çıkara çıkara” diye güldü. “Böyle seviyorsun değil mi, yetiskinlerehikayeler blogspot nokta kom da hep böyle yazmışsın” diye kikirdedi.

“Evet, yavaş ve keyifle. Sonuçtan değil süreçten keyif almayı seviyorum” diye mırıldanıp dudaklarına yapıştım. Aletimin tamamı artık kadınlığında idi ve dilim de Helen’in ağzının içinde dolaşıyordu. Leblebi büyüklüğündeki göğüs uçları ve diri göğüsleri de göğüslerime yapışık vaziyetteydi. “Böyle içimde kalmanı istiyorum” diye mırıldandı dudaklarını hafifçe geri çeker çekmez. “Denizden böyle çıkacağız desene” diye güldüm. O sırada bir arabanın yaklaştığını fark ettik. “Anlaşılan çıkamayacağız bir müddet daha” diye kikirdedi Helen. “Umarım buraya gelmezler” diye güldüm. Araba iyice yaklaştı. Sonra da bizim biraz ilerimizde park etti. İçinden 3 tane kız, 2 tane de erkek inmişti. Bizi suda fark etmeleri gecikmedi. Önce gülüştüler biraz birşeyler fısıldayarak. Sonra arabanın bagajını açıp koltuklarını falan indirmeye başladılar. “Bu kötü oldu” diye güldü Helen. “Kaldık suyun içinde” dedi kikirdeyerek. “Gerçi ben halimden hiç şikayetçi değilim ama!” diye ekledi dudaklarıma yapışıp. “Ben de” dedim. Ay ışığında usul usul içindeki erkekliğimle suda öylece öpüşüp koklaşmaya başladık. Gençler de iyice yerleşmişlerdi sahile doğru. O sırada kızlardan biri bizim kıyafetlerin olduğu yere doğru yürüyüp kıyıdaki şort ve bikiniyi gördü. Sonra geri döndü. Grubun yanına yaklaşınca da gruptakiler gülmeye başladı. “Artık denizde çırıl çıplak olduğumuzu biliyorlar” diye güldüm. “Evet… ve çıkamayacağımızı da” diye güldü Helen. “Merak etme, çıkarız, en kötü ben çıkar senin bikinini alırım” diye güldüm. Kız kıyafetleri görünce geri döndü. Birşeyler söyledi. Gülüştüler. Sonra da arabaya binip bizden uzaklaştılar.

Bu ikimizi de mutlu etmişti. Hızlıca dudaklarımız buluştu. Deli gibi öpüşmeye başladık yakalanmış olmanın verdiği gizli bir coşku da vardı Helen’de. “Gitttiklerinden emin misin?” diye sordu. “Önemli mi?” diye yanıtladım. Güldü. “Ben pek alışık değilim kalabalıklara” diye mırıldandı. “Gerçi sen de böyle iki kişilik aşklara alışkın değilsin di mi!” diye güldü. Belinden kavrayıp hafifçe suyun üzerine kaldırdım ve göğüslerine yumuldum cevap vermeden. Göğüs uçlarını ısırdım usulca. Sonra onları somurdum ellerimle kalçalarını okşamaya devam ederken. Beline doladığım bacaklarıyla suyun altın onun yönetimindeydi. Usul usul kendini ileri geri hareket etttirmeye başlamıştı. Elleri başımı ve enseme ulaşmış, ben onun göğüslerini somurup ısırırken başımı daha hızlı bastırıp saçlarımı okşamaya başlamıştı. “oohhh… harikasın….” diye mırıldandığında kendini biraz daha hızlı itip çekmeye başlamıştı. “Sonuna burada mı yoksa kıyıda mı?” diye sordum. “Sahilde” diye mırıldandığında yavaşça sahile doğru döndürdüm onu ve küçük adımlarla önümde yüzdürerek taşlık sahile kadar geldik. Karaya oturmuş bir deniz kızı gibiydi Helen. Bacaklarını iyice iki yana açtı ve ben de tamamen bacak arasına girdim. Bir yandan göğüslerini ısırıp somururken, bir yandan da kadınlığına girip çıkmaya devam ediyordum usul usul. Helen de dirseklerinin üzerinde doğrulmuştu. Kısık inlemeleri önce biraz yükseldi, sonra uzadı. Elleri başımı yakalayıp göğüslerine iyice bastırdığında bacaklarını daha derine girebilmem için iyice iki yana ayırıp “hadi köküne kadar sok şunu” diye mırıldandı. Yüklendim birden. “oohhhhhh” diye küçük bir çığlık geldi Helen’den. Başımı kendine çekip dudaklarıma yamuldu. “Kökleye kökleye sik amımı” diye mırıldandı. “Böyle mi?” diye mırıldanıp başına kadar çıkarıp birden taşaklarıma kadar geri soktum aletimi. “Ohhhh… Tam böyle…. ” diye inledi. Tekrarladım aynı şeyi birkaç kez daha ve her kökleyişte Helen’in dudaklarının arasından tiz ama uzun bir inleme çıktı. Dizlerimi yere koydum. Suyun içinde Helen’i kıyıdan alıp denize doğru çevirdim ve onu kucağıma aldım. Koyda yalnız olmanın verdiği rahatlıkla diz çökmüş vaziyettte arkasından yine girdim sertçe kadınlığında. Hafif bir boşluk bırakıp omuzlarından yakaladım ve serçe vurmaya başladım. Helen başını sağa sola salladıkça ıslak saçları kırbaç gibi vuruyordu yüzüme resmen. Su ve kasıklarım kalçalarında patladıkça ikimizin de aldığı haz artmıştı. Son güçlü bir vuruş ile en derinine girip belinden sıkıca kavradım ve kadınlığına patlamaya başladığımda ikimiz de böğür gibi sesler çıkarmıştık bir süre. Öylece kaldık suyun içinde oturur gibi.

Ellerimi belinden çekip göğüslerine uzatıp usulca okşadım Helen’in. “Delisin sen” diye mırıldandı sağ elimi yakalayıp avucumun içini öpmeden hemen önce. “Uçtum resmen” dedi. “Ben de… sayende” diye mırıldanıp boynuna bir öpücük kondurdum. Boşalmanın ve soğuk suyun etkisini hızlıca hisssetmiştim ve aletim küçücük olmuştu birkaç saniye içinde. Gülüştük. “Biraz yüzelim mi?” diye seslendi Helen ve cevap vermemi beklemeden kendini ileriye atıp yüzmeye başladı. Ona doğru yüzdüm ben de.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir